TAKVİM YAPRAĞINDA BUGÜN

TAKVİM YAPRAĞINDA BUGÜN



1 OCAK 

    Takvim yaprağımızda bugün yer alan kıssadan hisse; "BESMELE"
Besmele, her hayırlı işin başında Allah'ı hatırlamanın ifadesidir. Kur'an-ı Kerim, besmelenin kadim bir gelenek olduğunu bize gösterir. Hz. Nuh (as) kendisine inananlara gemiye binmelerini söylerken besmeleyi kullanmış (Hûd, 11/41) Hz. Süleyman'ın (as) yazıp Sebe kraliçesine gönderdiği mektup besmeleyle başlamış (Neml, 27/30), İslam'ın ilk vahyi olan ayet (Alak,96/1) besmeleyi ihtiva etmiştir. İslam'ı, insanlığa tebliğ etmek üzere gönderilen Efendimiz (sas) Allah'ı anarak başlamayan her anlamlı söz veya işin bereketsiz/sonuçsuz olduğunu söylemiş (İbn Hanbel, II, 360), her vesileyle besmelenin önemini hatırlatmıştır. Alimlerimizin besmele okurken en güzel ifadenin "Bismillahirrahmanirrahim" olduğunu, "Bismillah" demenin de besmele yerine geçeceğini bildirmiştir. Müslüman besmele çekerek, sadece Allah'ın rızasını kazanmak umuduyla bir işi yapmaya niyet etmiş bütün söz ve davranışlarında rahmet ve merhameti ilke edineceğini ifade etmiş olur.

2 OCAK

    Takvim yaprağımızda bugün yer alan kıssadan hisse; "İman ve Şehadet"
İman kelimesinin dindeki anlamı, "Peygamberimizin Allah tarafından haber verdiği kesin olarak bilinen şeylerin doğru olduğuna içten ve yürekten inanmak" demektir. İmanda aslolan kalp ile tasdiktir. İmanın dil ile tekrar edilmesiyse bir kimsenin mümin olduğunun bilinmesi ve insanların, onun inanmış olduğuna şehadet etmesi için gereklidir.

3 OCAK

    Hayatı Kuşatan Emanet: "Sorumluluk"
Allah Teâlâ, insanı en güzel biçimde yaratmış (Tin,95/4), üstünlüklerle donatmış (İsra,17/70), akıl ve iradeyle yoktan var etmiştir. Kur'an-ı Kerim'de insanın boş yere yaratılmadığı ifade edilerek (Mü'minûn, 23/115; Kıyamet,75/36) sorumluluk sahibi olduğu bildirilmiştir. İnsanın yaratılış hikmetiyse Allah'a kulluk etmektir.(Zariyât,51/56) Yaratılış amacını gerçekleştirmek için insana akıl, irade, ilim ve liderlik gibi özel nitelikler verilmiş ve gücünün yetmediğiyle yükümlü kılınmadığı bildirilmiştir. (Bakara, 2/286) Böylelikle insanoğlu Rabbine ve diğer varlıklara karşı sorumlu bir varlık olarak dünyaya gelmiştir. Hayatının her aşamasında belirli sorumluluklar verilen insan, yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirip getirmediğinden sorgulanacak, bunun karşılığında mükâfat veya cezayla karşılaşacaktır. Bunun için insan; kendisine emanet edilen sorumlulukları öğrenmeli, yükümlülüklerini gücü nispetince yerine getirmeli ve mükafatını da Allah'tan bekleyerek hayatına yön vermelidir.

4 OCAK

Son Nebi: Hz. Muhammded (SAS)

    Allah (cc) kulları arasından seçtiği peygamberlerini mesajını iletmek üzere elçilikle görevlendirilmiş ve insanlardan bu elçilere iman etmelerini istemiştir. Peygambere iman sadece onun peygamber oluşunu kabul ve tasdikten ibaret değil. Allah'tan getirdiği büyük küçük her şeyi kabul etmek ve bunlara iman etmektir. Hz. Âdem'den (as) itibaren Hz. Muhammed'e (sas) kadar bütün peygamberler müjdeleyici ve uyarıcı olarak gelmişlerdir. (Nisa, 4/165) Allah Resulü, "Hâtemü'l Enbiya" yani nebilerin sonuncusudur (Ahzab, 33/40) ve alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. (Enbiya, 21/107) Peygamberlik vazifesi sadece vahyi nakilden ibaret olmayan Allah Resulü, Rabbinden aldığı vahiy doğrultusunda inanç, ibadet ve ahlaki değerler başta olmak üzere günlük hayatın tüm alanlarında, İslam'ı açıklayarak ve yaşayarak Müslümanlara örnek bir hayat sergilemiştir. Bize düşen, onun bize bıraktığı iki emanete (Kur'an ve sünnet) sımsıkı sarılmak, böylelikle dosdoğru yol üzere yaşamaktır.

5 OCAK 

Dinin Özü: Samimiyet

    İnsanların Allah katındaki kıymeti, dış görünüşlerine ve mal varlıklarına göre değil niyetlerinin samimiyetine ve işledikleri amellere göredir. Din, özü itibarıyla ihlas ve samimiyetten ibarettir. Bu nedenle ameller ancak ihlasla ve Allah'ın (cc) rızası gözetilerek yapıldığında bir değer taşır. Sevgili Peygamberimiz (sas) pek çok hadisinde ihlasın önemine işaret etmiş ve insanları ihlaslı ve samimi olmaya çağırmıştır. Bunun için de öncelikle niyetin halis olması gerektiğini, amellerin ancak niyetlere göre değer kazanacağını bildirmiştir. İslam, iyi niyet ve samimi  tutuma verdiği önemden dolayı, niyet etmesine rağmen mazereti sebebiyle yerine getiremediği amelin sevabından bile kişiyi mahrum bırakmamıştır. İhlas ve samimiyet, sadece ibadetlerimizde değil insanlarla olan ilişkilerimizde de son derece önemlidir. Müminin en önemli vasfı olan güvenirlik ancak içten ve samimi davranışlarla sağlanabilir. Müminin gündelik hayatının tamamında ihlas ve samimiyeti esas alması en büyük erdemlerden biridir.

6 OCAK

Fatiha Suresi

    Kur'an-ı Kerim'in gönderiliş amacı insanların dünya hayatını düzene koymak ve ilahi iradeye uygun bir dünya hayatından sonra ebedi saadeti sağlamaktır. Fatiha Suresi, Kuran-ı Kerim'in bütün amaçlarını; getirdiği mana, bilgi ve hükümleri özet halinde ihtiva etmektedir. Fatiha "açmak, açıklığa kavuşturmak, başlamak" anlamındaki "feth" kökünden türemiş bir isim olup "bir şeyin evveli, baş tarafı, başlangıcı, giriş" manasında kullanılmaktadır. "Fatihatü'l Kitab" tamlamasının kısaltılmış şekli olan Fatiha, Mushaf'ın ilk suresi ve bir bakıma onun ön sözü olduğu için bu  adı almıştır. Peygamber Efendimizin (sas) hadisi gereği, farz kılındığı günden beri namazlarda Fatiha suresi okunmaktadır. Faziletinden dolayı Fatiha'nın hayırlı faaliyetlerin başında veya sonunda, çeşitli vesilelerle tertip edilen meclislerde, kabirlerde vb. yerlerde dua niyetiyle okunması, zamanla Müslümanlığın en köklü şiarlarından biri haline gelmiştir.   

 7 OCAK
Yeryüzünün İlk Mabedi: KÂBE

    Kabe; insanlık tarihinin merkezi noktalarından biri, Peygamberimizin ifadesiyle İslam'ın beş esasından biri olan haccın (Müslüm, İman, 21) yerine getirildiği mukaddes mekandır. Allah'ın nişanelerinin bulunduğu (Bakara, 2/158), müminlerin namazlarını eda ederken yüzlerini döndükleri yöndür. Kabe'nin yeri ve değeri, kendisine verilen isimlere de yansımıştır. Bunlardan biri de "Beytullah" yani "Allah'ın evi"dir. Yoluna gücü yetenlerin bu Beyt'i haccetmelerinin Allah'ın hakkı olduğu (Al-i İmran, 3/97) Kur'an-ı Kerim'de bildirilmiştir. Peygamberimiz tavaf ederken "(Ey Kabe)! Sen ne güzelsin ve kokun da ne güzel! Sen ne yücesin ve saygınlığın da ne yüce!" (İbn Mace, Fiten,2) diyerek Kabe'nin değerini belirtmiştir. Kabe'ye Beytullah (Allah'ın evi) denilmesi; Allah'a ibadet etmek için yeryüzünde yapılan ilk mabet olması, putperestliğin yıkılıp tevhidin yerleşmesi için gönderilmiş Hanif dininin sembolü ve bütün Müslümanların namazlarında yöneldikleri yer olması gibi sebeplere dayanmaktadır. 

8 OCAK
Allah'ın Kulları Üzerindeki Hakkı: İbadet

    Allah (cc) insanı en güzel şekilde yaratmış, kainattaki her şeyi oma hizmetkâr kılmıştır. İnsana  yeryüzünde ve gök yüzünde bildiği ya da bilmediği nice nimetler bahşetmiştir. 

Yorumlar

En Çok Okunanlar

Panda Dome Nasıl Kurulur?

Türk Siyasal Yaşamı I (Osmanlı'da Siyasal Yapı) Ders Notları

Türk Siyasal Yaşamı I (Derse Giriş) Ders Notları